• Meryem ŞANLI

İşsizim, İşsizsin, İşsiz...

En son güncellendiği tarih: 28 Eki 2019


Adı Ali… 25 yaşında… Lise mezunu… Bi’ dönem kasiyer olarak çalışmış… Sonra bi’ yerde garsonluk yapmış… Şu an boşta… İş arıyor… En büyük derdi düzenli bir işi olmaması… “Üniversite mezunu olsam kesin daha kolay iş bulurdum.” diyerek hayıflanıyor.

Adı Sinem… 23 yaşında… Çiçeği burnunda üniversite mezunu… İş arıyor… Birçok firmaya CV’sini göndermiş ancak henüz bir sonuç alamamış… Beklemede… “Üniversite mezunları daha kolay iş buluyor sanıyordum… Yanılmışım…” diyerek hayal kırıklığını dile getiriyor.

Adı Emre… 27 yaşında… Üniversiteden mezun olalı 4 sene olmuş. İşsiz… Hayali kamuda çalışmak… Bunun için 4 yıldır KPSS’ye giriyor. Ama maalesef atanamamış. Ümidini de iyice kaybetmiş… “Belki başka bir bölüm mezunu olsaydım daha kolay atanırdım… Ne yazık ki yol gösteren olmadı.” diyerek çevresindekileri suçluyor.

Adı Begüm… 26 yaşında… Üniversiteden mezun olalı 2 yıl olmuş… Ekonomik durumu oldukça iyi bir ailede, iyi eğitim alarak büyümüş. İyi bir üniversiteden mezun… Yabancı dil biliyor… Şu an yüksek lisans yapıyor. Aynı zamanda iş arıyor… Başvuru yaptığı şirketlerin bazıları görüşmeye çağırmış… Ama deneyimsiz olmasını sebep göstererek asgari ücrete yakın bir maaş teklif etmişler… Hayal kırıklığına uğramış… “O kadar emeği boşuna mı harcadım ben şimdi? Boşuna mı okudum?” diyerek düzeni sorguluyor.

Aileleri, ekonomik durumları, eğitim seviyeleri, kültürleri, kişilik özellikleri, değerleri, beklentileri, duyguları, hayalleri… birbirinden farklı dört genç…

Ortak sorunları işsizlik…

Gözlerindeki ortak ifade ümitsizlik…

Ortak endişeleri gelecek…

Evet… Kimi okuduğu bölümden ötürü pişman… Kimi okuyamadığı için… Kimi emeğinin karşılığını alamadığı için öfkeli… Kimi umduğunu bulamadığı için… Kimi hayal kırıklığına uğramış… Kimi çevresindekileri suçluyor… Ama içine düştükleri ümitsizlik ve kalplerini saran gelecek endişesi aynı....

İçinde bulundukları durumdan kurtulmanın tek yolunun ise iş bulmak olduğunu düşünüyorlar. Bunun için de ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorlar. Sürekli CV güncelliyor, iş ilanlarına başvuruyor, sınavlara giriyor ve çağrıldıkları iş görüşmelerine gidiyorlar. Bununla birlikte maalesef aldıkları her olumsuz sonuç, onları içine düştükleri o ümitsizlik ve endişe dolu çukurda daha derinlere itiyor. Yaşadıkları çevre baskısı sebebiyle içinde bulundukları duygusal durum daha da kötüye gidiyor. Depresyonun eşiğindeler. Bu durumdan kurtulmak için buldukları bütün boş vakitlerde ya arkadaşlarıyla eğleniyorlar, ya uyuyorlar, ya da TV & PC başında takılıyorlar. İş aramak konusunda kendi sorumluluklarını yerine getirdiklerine inandıkları için vicdanları da rahat…

Ama mutsuzlar… Gittikleri hiçbir eğlence onları gerçek anlamda rahatlatmıyor. Kaç saat uyusalar da yine aynı duyguyla gözlerini açıyorlar. TV ya da PC başında saatler de harcasalar, gerçek dünyaya döndüklerinde aynı mutsuzluk hemen yan koltuktan göz kırpıyor. ‘Ah bir iş bulsak… Ama istediğimiz gibi… Her şey değişecek…’ diyorlar. ‘Nasıl bir iş istiyorsunuz?’ diye sorduğumda bana söyledikleri tam olarak şu: ‘Sosyal güvencesi ve insanca yaşamamıza yetecek kadar maaşı olsun… Elbette ki mezun olduğumuz bölümlerle alakalı bir iş olmasını isteriz. Ama alakalı olmasa da olur.”

Böyle bir iş bulduklarında hayatlarının sihirli değnek dokunmuşçasına değişeceğine inanıyorlar.

Ben inanmıyorum. Çünkü hayatımızın değişmesi ancak bizim değişmemizle mümkündür, koşulların değişmesiyle değil… Biz değişmeden, koşullar lehimize değiştiğinde bir süre kendimizi iyi hissedebiliriz. Bununla birlikte yeni koşullarımız normalleştikçe; eski duygu, düşünce ve davranış kalıplarımızın sonucu olarak kendimizi daha önce yaşadığımıza benzer bir mutsuzluğun eşiğinde bulabiliriz. Ama başka bir sebeple… Bu, böyle sürer gider. Eğer değişmezsek…

Peki, bu hikâyede değişmesi gereken nedir?

İlk başta ‘iş’ kelimesine yüklediğimiz anlam…

Toplumsal tanımımıza göre ‘İş’; bize maaş ödeyen, sosyal güvencemizi sağlayan, emekli olmamızı ve bir balıkçı kasabasına yerleşmemizi mümkün kılan çatı… :)

İş tanımımız bu kadar kısırken, işsiz kaldığımız dönemlerde hayata nasıl ümitle bakabiliriz ki? Maaş yok, sosyal güvence yok, sigorta ödenmiyor vs…

Ama eğlencenin, uykunun, TV’nin ya da PC’nin dozunu kaçırmak da maalesef bunları sağlamıyor. Bu tanıma uygun bir iş bulmamıza da yardımcı olmuyor. Hatta belki engelliyor bile olabilir.

Sahi, henüz toplumsal tanıma uygun bir iş bulamadığınız için zamanınızı boşa harcamak sizce mantıklı mı?

Şimdi gelin ‘iş’ kelimesini bize fayda sağlayacak şekilde yeniden tanımlayalım:

‘Kendimize ve başkalarına değer katmak için harcadığımız emek…”

Kulağınıza nasıl geliyor?

Maaştan, sigortadan, emeklilikten bağımsız zamanı verimli kullanmanızı sağlayacak ve en önemlisi sizi işsizlik psikolojisinden kurtaracak harika bir yaklaşım…

Bir düşünsenize… İş aradığınız dönemde boş vakitlerinizi, kendinize ya da başkalarına değer katacak ‘iş’ler yaparak değerlendirseydiniz, kendinizi nasıl hissederdiniz?

“İyi de bu bana para kazandırmayacak ki…” derseniz, ben de size “Şu an toplumsal tanıma uygun bir işiniz olmadığı için zaten para kazanamıyorsunuz ki…” derim. :) Kendinize ve başkalarına değer katmak için harcayacağınız emek; belki size para kazandırmayacak ama para kazanmanızı da engellemeyecek. Aksine zamanınızı verimli kullanmanızı sağlayacak. Kendi yetenek ve becerilerinize odaklanmanıza yardımcı olacak. Yapmaktan keyif aldığınız işler için size fırsat sunacak. Sizi; içine düştüğünüz o ümitsizlikten, stresten, değersizlik duygusundan kurtaracak.

Unutmayın;

Zamanını doğru kullanan insanlar, öne geçerler.

Zaman, paradan değerlidir. Kaybettiğiniz parayı, hayatınızın bir döneminde tekrar kazanabilirsiniz ama geçen zamanı geri getirmeniz mümkün değildir.

Hayatın ham maddesi zamandır. Ham maddeyi nasıl kullandığınız, hayatınıza ne kadar değer verdiğinizle ilgilidir. Eğer hayatınıza değer veriyorsanız, ham maddenizi doğru kullanmak yapabileceğiniz en iyi şeydir.

Siz zamanınızı etkili ve verimli kullanmaya odaklanın. Ve iş arama konusunda üzerinize düşeni yapın. Aradığınız işi elbet bulacaksınız. Kim bilir belki de bu işi siz kuracaksınız. :)

Sevgilerimle


Meryem Şanlı

*Kişiler, hayalidir.


0 görüntüleme

Copyright © 2020 Meryem Şanlı - Tüm hakları saklıdır.