• Meryem ŞANLI

Yüklerinizin Farkında Mısınız?

En son güncellendiği tarih: 28 Eki 2019


Bu yazıda sizi kocaman hasır sepeti olan rengarenk bir sıcak hava balonuyla kısa bir yolculuğa davet ediyorum. Bu balon size özel tahsis edilmiş. Balonun hasır sepetinde eşyalarınızla birlikte sakin, huzurlu bir yolculuk yaparken bir şeylerin ters gittiğini fark ediyorsunuz. Balon eskisi kadar yüksekten uçamıyor. Hatta gittikçe alçalıyor. Acı bir şekilde eğer bir şeyler yapmazsanız on dakikadan daha az bir süre içerisinde balonla birlikte yere düşeceğinizi anlıyorsunuz.

Ne yapardınız?

İlk aklınıza gelen balondaki eşyalarınızı atmak olurdu, değil mi? Peki hangi eşyalarınızı atardınız? Hangi eşyalarınızı atacağınıza nasıl karar verirdiniz?

Vaktiniz azalıyor. Acele edin…

Evet, vaktimiz azalıyor. Hayat balonumuzla birlikte bizim için bilinmeyen bir zamanda yere düşeceğiz. Bu kaçınılmaz sonu değiştiremeyiz. Fakat o son gelip bizi bulana kadar daha huzurlu ve daha mutlu uçmayı seçebiliriz.

Nasıl mı?

Yüklerimizden kurtularak…

Peki, siz yüklerinizin farkında mısınız? Eğer farkındaysanız hangi yüklerinizden kurtulmak istiyorsunuz?

İşte sepetimizdeki yüklerden bazıları:

1. Bağımlılık

Hayatımız boyunca farkında olmadan ya da farkında olarak birçok şeye bağlanıyoruz. Bu bağımlılıklar bize acı verse bile…

Siz neye bağımlısınız?

Ne kadar bağımlısınız?

Geçmişten getirdiğiniz bağımlılıklarınız var mı?

Bu bağımlılık size acı veriyor mu?

Sizi engelleyen ve sınırlayan bağımlılıkları keşfedin ve bırakın gitsin… Unutmayın her bağımlılık terk edilebilir. Yeter ki isteyin.

2. Suçluluk Duygusu

Suçluluk duygusu yaşıyorsanız kendinize sorun: “Bu yaşadığım duygu neyi çözebilir?”, “Kendimi suçlu hissetmemin sebebi nedir?” Kim bilir belki gerçekte suçlu siz değilsiniz. Ve hak etmediğiniz halde suçluluk duygusuna kapılarak kendi kendinizi cezalandırıyorsunuz.

Eğer gerçekten suçlu olduğunuza inanıyorsanız, o zaman vicdanınızı rahatlatmak için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Ama kendinizi ömür boyu bu duyguyla yaşamaya mahkûm etmeyin.

3. Olumsuz Düşünceler

Sahip olduğunuz olumsuz düşünceler çevrenize negatif enerji yaymanıza sebep olur. Olumsuz düşüncelerden kurtulmadığınız sürece yaydığınız bu olumsuz enerji hayatınızın her alanına yansımaya başlar. Bu yansıma sonucu birbirini tekrarlayan olumsuzluklar yaşamaya başladığınızda ise olumsuz düşünceleriniz artar. Ve kendinizi olumsuzluklarla çevrelenmiş bir kısır döngü içinde bulmanız kaçınılmaz olur. Yapılan araştırmalar sahip olduğumuz düşüncelerin ve kurduğumuz cümlelerin hayatımızı etkilediğini kanıtlamıştır. Einstein’ın ifadesiyle “Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur o gerçeklik size ait olur. Bundan başka bir yol yoktur. Bu, felsefe değil fiziktir.” Konu hakkında detaylı bilgi edinmek için daha önce yazmış olduğum “İsteklerinizi Gerçekleştirmenin Bir Yolu Var” ve “Duygularını Değiştir, Dünyan Değişsin” başlıklı yazıları okuyabilirsiniz.

4. Öz Eleştiri

Kendinizi eleştirmekten vazgeçin. Öz eleştiri belirli ölçüde iyidir. Ancak iyi niyetle çıktığınız öz eleştiri yolculuğu çoğunlukla sizi istemediğiniz bir noktaya götürür. Vardığınız nokta, kendinizi güçsüz hissetmenize ve olumsuz duygularınızın artmasına sebep olur. Kendinize de tıpkı çevrenizdeki insanlara davrandığınız gibi kibar ve nazik davranın. Şefkatinize en çok ihtiyacı olan kişi sizsiniz.

5. Ön Yargılar

Ön yargılar, sahip olduğumuz en büyük engeldir. Olaylara ya da insanlara ön yargıyla yaklaştığımız sürece zihnimizde çizdiğimiz sınırların içinde yaşamaya mahkûm oluruz. Sahi sizin de ön yargılarınız var mı? Peki, daha önce olayın ya da kişinin iç yüzünün hiç de sizin sandığınız gibi olmadığını fark ettiğiniz bir an oldu mu? O anda tam olarak ne hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? Aynı duyguyu tekrar yaşamamak için, özgürleşmek için ve en önemlisi kendiniz için ön yargılarınızı kırın gitsin.

6. Zorunluluk Düşüncesi

Bazen, bazı şeyleri “yapmak zorunda olduğumuzu” düşündüğümüz için yaparız. Hâlbuki “o şeyi yapmak zorunda olmak” için yeterli nedenimiz yoktur. Bu durum bizi yorar. Sizin de kendinizi nedeni olmadığı halde yapmak zorunda hissettiğiniz şeyler var mı? Cevabınız “Evet” se aklınızı ve kalbinizi “o şeyi yapmak zorunda olmadığınıza” ikna edin. Ne de olsa kendi dilinizden en iyi siz anlarsınız.

7. Başkalarından Onay Beklemek

Başkalarından onay almak kendimizi bize iyi hissettirebilir. Ancak attığımız adımdan giydiğimiz kıyafete kadar başkalarından onay beklemek, onların onayı olmadan harekete geçememek öz güvenimizi kaybetmemize sebep olur. Bizi kendimiz olmaktan uzaklaştırır. Bu nedenle onayını alacağınız ilk kişi kendiniz olmalısınız. Siz kendinize onay veriyorsanız başkalarının ne dediğinin önemi yok. Ayrıca bir konuda her kafadan çıkan farklı seslerle nasıl mücadele edebiliriz ki… Yorucu olmaz mı?

8. Sınırlayıcı İnançlar

Sınırlarımızın çoğunu kendimiz belirliyoruz. Sahip olduğumuz olumsuz inançlar yüzünden kendimizi sınırlıyoruz. Kendinizle ve yaşamınızla ilgili inançlarınızı gözden geçirin. Hangi inançlarınız sizi sınırlıyor? Bu inançlarınızla ilgili elinizde sağlam bir kanıt var mı? Öyle olduğunu nereden biliyorsunuz? Eğer bu sorulara net bir cevap veremediyseniz, sizi olumsuz inançlarınızı serbest bırakmaya ve yerine olumlu inançlar koymaya davet ediyorum.

9. İntikam Duygusu

Birisine karşı kin beslemek ve intikam hissiyle hareket etmek sadece bize zarar veren bir duygudur ve araştırma sonuçlarına göre kalp sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Herkesi affetmenizi tavsiye etmek makul bir istek değil farkındayım. Ancak size zarar verenleri affetmeseniz bile kendiniz için kin ve intikam duygularını bir kenara bırakarak hayatınıza devam edebilirsiniz. Merak etmeyin “Eden bulur”. Sizin elinizden bulması şart değil.

10. Ertelemek

“Yarın yapacağım.” cümlesi içinizdeki sabotajcının size söylediği en büyük yalanlardan biridir. Genellikle o yarın hiç gelmez. Çünkü yarın, bugün olduğunda o ya da bu sebepten bir kez daha yapmanız gereken o önemli iş için “Yarın yapacağım.” dersiniz. Sizi sabote eden o sesin farkına varıp, en azından yapacağınız işin başlangıç kısmını tamamlamanız sabotajcının oyununa gelmenizi engeller. Ve aslında bilmeniz gereken bir gerçek var ki sabotajcının sözüne inanmayıp bir kez işe başladığınızda o işin devamı gelecektir. Çünkü bir işin en zor kısmı başlamaktır. Ve hep hatırlayın “Başlamak, bitirmenin yarısıdır.”

11. Endişe ve Kaygı

Geleceğimizle ilgili bilinmezlik ve belirsizlik hissi, endişe ve kaygıya sebep olur. Geleceğimiz hakkında aklımızı kurcalayan ve olumsuz hisler uyandıran sorulara vereceğimiz net yanıtlar olmaması bizi kaygılandıran ve endişelendiren düşüncelerin asıl kaynağıdır. Kendinizi sizi kaygılandıran ve endişelendiren düşünceler içinde bulduğunuzda kendinize sorun: Bu düşüncemin gerçek bir kanıtı var mı? Unutmayın, geleceğinizle ilgili endişelenmek ve kaygılanmak, bugününüzden çalmaktır.

12. Geçmiş Kalp Kırıklıkları

Geçmişte yaşadığınız gönül yaraları kısa sürede iyileşmeyebilir. Zihniniz size sürekli aynı şeyleri hatırlatabilir ve aynı olaylar etrafında dönüp durmanıza neden olabilir. Yaşadığınız olayları kendi içinizde anlamlandırmaya çalışabilirsiniz. Ama unutmayın ki size acı çektiren şey yaşadığınız kayıp değil, sizin o kayba yüklediğiniz anlamdır. Gururunuz mu kırıldı? Terk edildiğiniz için mi bu acı? Kendinizi değersiz mi hissediyorsunuz? vs… Kendiniz için bir iyilik yapın ve yaşadığınız olaya yüklediğiniz o anlamı değiştirin. Bunu yapabilirsiniz. Hatta belki daha önce yaptınız. Kim bilir?

13. Kötü Hatıralar

Bazen bir şarkı, bir film hatta belki bir cümle kendimizi geçmişte yaşadığımız kötü anıları hatırlamamıza sebep olabilir ve kendimizi bir anda olumsuz duygularla boğuşurken bulabiliriz. Kötü hatıralarınızın bugününüzü etkilemesine izin vermeyin. Bırakın onlar ait oldukları yerde-geçmişte- kalsınlar.

14. Kullanılmayan Eşyalar

Evinizde ya da iş yerinizde “Belki lazım olur”, “Belki giyerim” vb düşüncelerle sakladığınız ama yıllardır kullanmadığınız eşyaları ve kıyafetleri elinizden çıkarın. Peki, bunu nasıl yapacaksınız? İkinci el eşya olarak satabilirsiniz veya bir ihtiyaç sahibine vererek onun da mutlu olmasını sağlayabilirsiniz.

15. Kötü Arkadaşlıklar

Arkadaşlık ilişkileri bizim için çok önemli. Duygusal bir milletiz. Paylaşmayı seviyoruz. Peki, arkadaşlarımızı nasıl seçiyoruz? Kimlerle arkadaşlık yapıyoruz?

Mevlana’nın dediği gibi: “Kiminle gezdiğinize, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle, karga çöplüğe götürür.”

Eğer etrafınızda size zarar veren, sizi kıskanan, olumsuz enerjisi sebebiyle sizin de enerjinizi düşüren, samimiyetsiz, karamsar… -siz bu olumsuz sıfatları çoğaltabilirsiniz- arkadaşlarınız varsa onlardan uzak durun. Kendinize sizi güle götürecek arkadaşlar bulun.

16. Geçmiş Deneyimler

Yaptığımız en büyük hatalardan biri de bugün yaşadığımız hayatın geçmişte yaşadığımız deneyimler tarafından şekillendiğine ve geleceğimizin de aynı şekilde olacağına inanmaktır. “Şöyle olsaydı bugün böyle olmazdı.”, “Keşke o kararı vermeseydim” gibi cümlelerle pişmanlığımızı dile getirmek ne geçmişi ne de bugün olduğumuz yeri değiştirmiyor. Ah vahlarla, keşkelerle yaşamak yerine geçmişte yaşadığımız her bir olayı bir öğretmen gibi görüp ondan ders almayı seçebiliriz. Unutmayın, geçmişe nasıl baktığımız geleceğimizi değiştirir.

17. Kimlik

Modern yaşamın en büyük risklerinden biri bize kim olduğumuzu unutturmasıdır. Sahip olduğumuz rolleri öyle benimsiyoruz ki kendimizi bu rollerle tanımlıyoruz. “Anneyim”, “Öğretmenim”, “Avukatım” vs. ve asıl kimliğimizi göz ardı ediyoruz. Mutlu bir yaşam için gerçek sizle tanışın.

18. Zararlı Alışkanlıklar

Sahip olduğumuz zararlı alışkanlıklar, yapıcı ve üretken olmamızı engeller. Düşünme ve sorgulama kabiliyetimizi azaltır. Zararlı alışkanlık denildiğinde her ne kadar ilk aklımıza gelen sigara, uyuşturucu, alkol olsa da aslında çok fazla TV izlemek, çok yemek, internet başında çok zaman geçirmek de zararlı alışkanlıklardandır. Hafiflemek için size zarar veren bütün alışkanlıklarınızı önce fark edin, sonra terk edin.

19. Kişisel Almak

Genellikle çevremizdeki insanların davranışlarını ve sözlerini kişisel alıyoruz. Bu durum kendimizi kötü hissetmemize, hayal kırıklığına uğramamıza, incinmemize sebep oluyor. Yaşadığımız olaylara daha objektif bir pencereden bakabilirsek duygusal olarak dengeye kavuşabilir ve kendi önceliklerimize odaklanabiliriz.

20. Zaman

Zaman sahip olduğumuz en büyük kaynak. Fakat doğru yönetemediğimiz takdirde başlıca stres sebebimiz. Akıp giden zamanı durduramıyoruz. Bir tarafta yetişmesi gereken işler, bir tarafta akıp giden zaman... Her saniyemizi bilinçli bir şekilde geçirmeyi öğrendiğimizde akıp giden zaman bize stres değil heyecan ve mutluluk getirir. Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayın, çünkü zaman hayatın kendisidir.


Sevgilerimle,


Meryem Şanlı

#mutluluk #kişiselgelişim #huzur #hayat

36 görüntüleme

Copyright © 2020 Meryem Şanlı - Tüm hakları saklıdır.